Sayfalar

5 Şubat 2012 Pazar

N'oldu tutamadın mı tüylü bamya?

Bu günleri çok da uzak olmayan bir dönemden hatırlıyorum ben.
Gerçi Sedef'imde son üç haftaya kadar çalışabilmiş, her gün bir-bir buçuk saat yürümüş, zerre ağrı rahatsızlık vs. yaşamamıştım.
Ama durum aynı. Davul gibi oldum yine. Uyku uyuyabilmek maharet, bazen yatmak zulüm, yürümek bile penguenimsi insan görünümüne geçtiğimi düşündürüyor ve biraz sıkıntı veriyor ama
elbette ki şikayetçi değilim. Zaten normalde de  pek kibar, nazenin bir tip olmadığım için yabancılık çekmediğimi de çekinmeden söyleyebilirim...
Günlerim her gün; 'işi gerçekten bıraktın mı anne?' diye durumunda güven tazelemesi yapmakla meşgul olan kızımla geçiyor. Öğle uykusu denen kavramla otuz bir yaşında tanışmış biri olarak, bunu bazen hatta çoğu zaman kızımla birlikte gerçekleştiriyoruz. Elleri her daim iki yanağıma yapışmış, mütemadiyen gelip şapır şupur öper bir ruh halinde.
'Canım anneeeeem, çok severim seni beeeennnnn' gibi o an uydurulmuş şarkılarla sevgisini anlatıyor arada sırada bana.
Bazen babasını kıskandırıyor bu durum ama beni biraz da endişelendiriyor. 'Kıskanmasına sebep olmaz bu haller inşaAllah' diye dualar ediyorum.
İşe gittiğim dönemdeki asabiyeti eskisine nazaran azaldı diyebilirim.
Hayır tamamen bitmedi tabii ki. Halâ kendisi bir canavar.
Ama önceleri on canavar kıvamındaysa; şu an üç canavar etkisinde denilebilir...
Yusuf'umun tam zamanında (inşaAllah hayırlı ve sağlıklı olarak) hayatıma gireceğini düşünmemin bir sebebi de;
kızımın psikolojisinin verdiği bu sinyaller olabilir diye düşünüyorum.
Çalışan annenin kızı olmaya dört yıl dayanabildi sadece.
Sürekli 'aman yavrum, homini gırtlak yiyoruz' diyen tonton bir doktorum var. Kadıncağız; makineli tüfek gibi konuşan, şekerden yapılmış bir bomba gibi. Bebek kilo aldıkça 'elhamdülillah çocuum' deyip duruyor, yüzü daha bir güleçleşiyor. Sürekli kontrol altında olmak, sandığımdan daha da tedirgin ediciymiş bu arada.
Her gidişimde içimde bir korku. Yüreğim küt küt.
Henüz işi, iş hayatını özlemem için erken gibi geliyor. Sadece iki haftadır evdeyim şimdilik. Ama kendime bir meşgale bulmam lazım gibi geliyor. Hoş; meşgalenin büyüğünün gelişine azıcık bir zaman kaldı inşaAllah ama
olsun aralara bir şey sıkıştırmak lazım gibi geliyor.
Bir de; şu reklama bayılıyorum ya :))))
Her çıktığında ilk kez izlemiş gibi kopuyorum :))

4 söyleşeyim diyen:

hulofera dedi ki...

dr.unun adını sorsam?? bizim kafadan birisi gibi sanki ;)

Sakar Hafiye dedi ki...

:) Güler yüzlü, sormadan anlatan biri. Diğer doktorların ağzından bilgiyi kerpetenle alıyorduk, cidden bıkmıştık :)
Adı Opr.Dr.Yasemin Yavuz canım.
Şu anda Medicine Hospital'de.

Hacer dedi ki...

:) benimde ole ballı bi dr.um var. Ayrılırken elini öpesim geliyor, öyle aileden gibi:)

Sakar Hafiye dedi ki...

Seviyorum doktorumu ya. Onca kazuletten sonra ilaç gibi geldi valla :)))